14 Mart 2016 Pazartesi

Paris Moda Haftası'nda ne oldu ne bitti

Sonbahar-kış 2016 sezonu hazır giyim moda haftaları maratonu her zamanki gibi New York’la başlayıp Londra, Milano ve Paris moda haftalarıyla sona erdi. İzlediğim en heyecan verici koleksiyonlar, şüphesiz geçen hafta gerçekleşen Paris Moda Haftası’na aitti.
BALENCIAGA
Modaevinin, Amerikalı tasarımcı Alexander Wang’le yollarını ayırmasıyla, Paris’in yeni  ‘cool’ gençliğinin gözdesi Vetemens’ın kreatif direktörü Demna Gvasali getirilmişti. Büyük heyecan yaratan bu transferin ilk defilesi bu sezon gerçekleşti. Paris’te bir grup arkadaşın birleşerek çıkardığı marka, çok kısa sürede fenomen olmuştu. Sokak stilinin ve moda editörlerinin kısa sürede gözdesi haline gelen marka, ‘90’ların efsane markası Martin Margiela ekolünden gelmekte. Bu sebeple birçok kişinin ‘devrimci’ bulduğu tasarımlar, Margiela’cılar için elbette çok tanıdık. İlk koleksiyonu ile cesur bir koleksiyona imza atan Demna Gvasalia, Balenciaga modaevinin mirası siluetleri günlük giyime ve sokağa taşıyan birleşimlerle sundu. 
LOEWE

Jonathan Anderson, küllerinden doğurduğu marka için harikalar yaratmaya devam ediyor. Farklı mimarisiyle dikkat çeken UNESCO binasinda bir Giacometti heykelinin önünde gerçekleştirdiği defileyi izlerken, koleksiyonundaki referans zenginliği ve bunları başarılı bir şekilde harmanlamasıyla Miuccia Prada’nın yeni jenerasyon versiyonu hissini zaman zaman uyandırdı. Defile müziği olaraksa  yakın zamanda sigarayı bırakmak için gittiği hipnoz seansının konuşmalarını kullanmıştı.

SAINT LAURENT

Tasarımcı Hedi Slimane durdu durdu son koleksiyonuyla bombayı patlattı desek yeridir... Saint Laurent modaevinden bu sezon sonunda ayrılacağı nerdeyse kesinleşen tasarımcı, iki bölümde ve iki şehirde gerçektirdiği defilelerle adeta retrospektif bir veda yaptı. İlk bölümünü yaşadığı ve tüm ilhamını aldığı Los Angeles’ta gercekleştirdiği defilenin ikinci bölümünü, Yves Saint Laurent’in yenilenen salonunda ‘Couture’ bir şovla tamamladı. Bu arada henüz resmi açıklamalar olmasa da Hedi Slimane’in yerine Anthony Vaccarello’nun geçeceği, Slimane’in de Karl Lagerfeld’in tek varisi olarak gördüğü kisi olarak Chanel modaevinin başına geçeceği kulislerde epeyce konuşulmaktaydı.
MIU MIU
 
Miu Miu defileleri, Paris’in en son günü en son defile olarak şehri terk etmeye hazırlanan moda sektörünü müthiş bir zevk ve ilham içinde, koleksiyonun kavramsal boyutunu düşündürerek bitirir. Bu sefer de gelenek bozulmadı: Dahi tasarımcı Miuccia Prada’nın, çok özgün, gelecekle geçmiş arasındaki o noktayı çok iyi yakalayan koleksiyonunu izleyenler,  salonu alkış tufanına tuttu. Defilenin bol top modelli kadrosunda Adriana Lima, Lara Stone, Kendall Jenner, Gigi Hadid, Irina Shayk da vardı. 
CHANEL
Bu sezon dünyanın genel dijital yorgunluğuna -tepki yansıması olarak da adlandırabileceğimiz bireysellik,  kişiye özellik, el işçiliğine özlem ve geri dönüş defilesinde de Karl Lagerfeld’in ‘front row only/ sadece ön sıra’ konsepti yle  örtüşüyordu. Haute Couture atmosferinde sunduğu koleksiyon birbirinden farklı silüetler, tüvit takımlar, yandan fermuarlı etekler, spor giyim detaylarının birleştiği trençkotlar gibi saymakla bitmeyecek zenginlikte ve çeşitlilikte parçalardan oluşuyordu. 

DIOR
Modaevi, John Galliano döneminden sonra markaya yepyeni bir görünüm kazandıran kreatif direktör Raf Simons’ın ayrılışıyla koleksiyonlarını tasarım ekibinin ellerine emanet etti. Geçtiğimiz ay ilk Couture koleksiyonunu bu hafta da ilk hazırgiyim koleksiyonunu sunan tasarım ekibi bakalım kalıcı olacak mı? Koleksiyon, kısa paltolar, satış odaklı kokteyl elbiseler, yüksek belli ipek tek omuzlu yırtmaçlı elbiseler, vücudu saran siluetle risksiz, romantik ve feminen parçalardan oluşuyordu. Ve fakat elbet bütünde bir vizyon ve yenilik eksikliği hissediliyordu.
HÜSEYİN ÇAĞLAYAN
Gerçek bir sanatçı olduğunu bu koleksiyonunda da gösterdi. Kimseye benzemeyen akıl oyunlarını, düşünce süreçlerini, referanslarını ve kavramlarını müthiş bir şekilde evirip dönüştüren tasarımcı, tüm bunlara inanılmaz bir duygu yüklemeyi de başarıyor. Özellikle defilenin bir bölümünde çalan ‘Ne Ağlarsın Benim Zülfü Siyahım, Bu da Gelir, Bu da Geçer, Ağlama’ türküsü koleksiyondaki teknoloji teması ve insani duygular arasında bir çelişki yerine huzurlu bir uyum getirmişti. 
TEHLİKE ÇANLARI MI ÇALIYOR?
Her kış sezonunda yaşandığı gibi özellikle New York’ta -17yi bulan rekor derecedeki soğuk hava, Milano ve Paris’te sürekli yağan yağmurlar eşliğinde dünya moda endüstrisinin önde gelen isimleri defilelerden davetlere koşturdular. Trajik Paris katliamindan kısa bir süre sonra, bundan bir ay önce gerçekleşen Haute Couture moda haftasında şaşırtıcı derecede ‘olmayan’ güvenlik önlemleri bu hafta oldukça artırılmıştı. Tüm defilelere girerken, çanta kontrol X-Ray cihazlarının yanı sıra metal dedektörler ile aranan davetliler Paris’in tarihi binaları önünde zaman zaman uzun kuyruklara yol açtı. Henüz bir ay önce Couture haftasında bu tip bir güvenlik önleminin olmaması, bu hafta için “özel bir durum mu var” dedirtti. (Ece Sükan / Hürriyet)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder